Kayıtlar

Kasım, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tutuklu Kalan Duygular: İçimizdeki Saf Enerjiyi Özgür Bırakmak!

Resim
Düşündün mü hiç? İçinde taşıdığın, sana dahil, seni sen yapan duyguları. Bugüne kadar kendine onları ne kadar yaşattığını... Bundan sonra daha ne kadarını yaşamak için kendine şans tanıyacağını...

Hayatı Masanın Altında Değil Pencerenin Önünde Yaşamak...

Resim
Düşündün mü hiç, acaba hangisi daha çok korkutuyor seni? En zayıf yönlerinin başkaları tarafından fark edilmesi mi? Yoksa olduğun gibi görünmek mi? Aslında ikisi arasında pek de fark yok değil mi?

Yarınları Harcamayı Bırakmak: Dünün Korkularından Sıyrılıp Hayatta Fark Yaratmak!

Resim
Hatırlıyor musun? En son ne zaman doğru yolda olduğundan emindin? En son ne zaman yarını düşününce kendini keyifli hissettin? En son ne zaman geleceğe dair kocaman bir gülüş vardı yüzünde? Yarın! Dünden ona sızmaya çalışan endişeler , yargılar, korkular! İnsan yarın olmayacağını düşünse bile, o hep var.

Geçmişi Öldürmeden Yaşam Yenilenir mi? Çocukluk Saflığından Yetişkinliğin Anı Koleksiyonuna...

Resim
Hepimiz doğduğumuzda bir hiç değil miydik? Büyüdük. Hiçliğimizi bizi rahatlatan fikirlerle, inançlarla örttük.

Asla kaybedilmeyen. Senden alınamaz, sana verilemez olan!

Resim
İhtiyacın olan şey gerçekten de, hayatı senin için yorumlayacak bir guru, bir öğretmen mi? Zihnini zapt edecek, sınırlayacak, bir inanç, bir felsefe mi? Yoksa araştırabilen, keşfedebilen, yaratıcı, özgür bir zihin mi?

Acının İçine Gizlenen Uyanış: Hayatın Getirdiği Büyük Deneyimleri Kabullenmek!

Resim
Bazen hiç beklemediğin bir anda, gelir bulur seni, hayatının en önemli deneyimi. Belki de hayat senin onu yaşamak için artık hazır olduğunu hissetmiştir!

Neden Hep Benzer İlişkilere Tutunuyoruz? İç Dünyamızın Dış Dünyadaki Yansımaları...

Resim
Acaba öğrenmemizin vakti mi hala gelmedi? Öğrenmek için daha kaç ceset ilişki bırakmalıyız ardımızda? Kaç tekrar daha yaşamalıyız, farklı zamanlar da, farklı insanlarla, farklı mekanlarda. Neden hep aynı gerçeklikleri yaratıp duruyoruz? Niçin hep bir öncekinin benzeri ilişkilere tutunuyoruz?

Zihnimizin Yarattığı Hapishane: Dünün Artığı Bilgilerden Kurtulup Gerçeğe Ulaşmak!

Resim
Yaşadığımız her şeyi, belleğimizin aynasından yansıdıktan sonra kavrarken, Beynimiz, daima olası olduğuna inandığı şeyleri görebileceğimiz şekilde çalışırken. Zihnimiz sadece belleğimizin algılamamıza izin verdiği şeylerle kısıtlıyken,

Sevilmek İçin Kendinden Vazgeçmek: Kendi Işığımıza ve Öz Benliğimize Yeniden Dönmek...

Resim
Düşündün mü hiç? Acaba sen, gerçek seni ne zaman ve neden terk etmeye başladın? Kimler kopardı, seni senden? Her geçen gün seni kendinden biraz daha uzaklaştıran yola seni kimler çıkardı? 

Kaderi Değiştirmek mi, Düşünceleri Değiştirmek mi? Hayatımızın Sorumluluğunu Almak!

Resim
Kadere inanır mısın? Peki ya eline bir fırsat geçse kaderini değiştirilebileceğine! Sana bir şans daha verseler, gerçekten kaderini değiştirebilir misin?

Hem Aziz Hem Zorba Olmak: İçimizdeki Zıtlıkların Dengesi ve Özgürlük!

Resim
En son ne zaman kendinle başbaşa kaldın? En son ne zaman, kendi içinde bir yolculuğa çıktın? Sadece sen…., düşüncelerin…., duyguların…. Bugüne kadar hiç kimseye söyleyemediğin sırların. Yalnız senin görebildiklerin, yalnız senin şahit oldukların. İçinde sakladığın yoksulların, zorbaların, toplum dışına atılmışlıkların.

Doğamayan İhtimaller: Seçimlerimizin Ardındaki Gizli Kaderler!

Resim
Az önce yapmış olduğu tercihle, hayat bulma şansı tanımadan ardında yok olmaya mahkum bıraktığı diğer ihtimale baktı. Acaba bugüne kadar yaptığı seçimlerle, ardında böyle kaç tane o olabilme ihtimalini hiç doğmadan ölüme mahkum bırakmıştı. Hayat bugüne kadar acaba kaç tane farklı o olabilme ihtimalini, bir seçim yapması için karşısına çıkarmıştı.

Zihnin Kalıplarından Kurtulmak: Gerçekleşeni Düşüncenin Yörüngesine Oturtmadan Yaşamak...

Resim
Geçmişten zihnine saplanan korkular. Yılların birikimi pişmanlıklar. Beynindeki kime ait olduğunu bilemediğin, silmediğin parmak izleri. Nedeninin farkına varılmadan yaşanan içsel hareketler, dalgalanmalar. Dün’le yaklaşılan an’lar. Dünün yükü, yarının sıkıntısı yüzünden bir türlü dolu dolu yaşanamayanlar, eksik, yarım kalanlar.

Keşkeler Olmadan Yaşamak: Kendimizi Utanmadan Kucaklamak ve Hayat Oyunu...

Resim
Yalnız olduğum akşamlarda düşünüyorum. Sadece kalp atışlarımın sahitliğinde, ruhumun derinliklerinde hissettiklerimi. O anlarda kendime sorduğum sayısız soruyu. Her sorunun, bir sonraki soruyu doğuran cevabını.

Geçmişin Döngüsünden Kurtulmak: Alışkanlıkların Güvencesi mi, Hayallerin Mükemmelliği mi?

Resim
Gün gelir, yaşadıkların tat vermez olur artık sana. Olmakta olanla yaşamak, her gün biraz daha yorar seni. Sen farklı şeyler yapmak istersin, başka şeyler yapman gerekir. Sürekli sallanırsın bir kendi içine, bir dışarda payına düşen role. An gelir, zihnin karanlık odasından içeri bir ışık süzülür, zihindeki kilit çözülür.

Kendimizle Yarışmayı Bırakmak: Başkalarının Rollerini Yargılamadan Yaşama Sanatı...

Resim
Kendimi neden sürekli mutsuz hissediyorum? Ya da mutluyum da, mutluluğumun farkına mı varamıyorum? Nedir ki mutluluk denilen şey? Bir duygu? Yoksa bir düşünce şekli?

Dünün Korkusu ve Yarının Umudu Arasında Sıkışmak: Hayatın Kısır Döngüsünden Kurtulmak!

Resim
“Dün, bugün, yarın” üçgeni içine sıkıştırdığımız zaman, bizi dünden uzaklaştırırken, aynı hızla da yarınlara doğru yaklaştırıyordu. Yaşananlar, bugün olduğunda, birer anıya dönüşüp düne yapışıp kalırken, yaşanmak istenenler hayallere asılı bugünden yarınlara doğru uçuşuyordu. Dün bugünün korkusu, yarın bugünün umudu olmaya soyunduruldu. Dünden bugüne sızan korku, yarının umutlarının arasına sessizce kuşkuyu saldı.

Guru ve Bilge Arayışının Ardındaki Gerçek: Kendi Kendinin Işığı Olmayı Neden Erteliyorsun?

Resim
Doğumun, ölümün, kederin anlamını bilmek isteyen benken. Acıyı çeken, üzülen, mutsuz olan benken. Neden beni, bana taşıyacak birilerine duyduğum bu ihtiyaç! Hayatımı benim adıma yorumlayacak bir bilge, bir guru gerçekten var olabilir mi ?

Reddedilme Korkusunu Aşmak: Yaralansan ve Kaybolsan da Yeniden Başlama Cesareti...

Resim
Kendini bu dünyada sanki yapayalnızmış gibi düşünebilir misin? Yaşamındaki en önemli şeye, -kendine- bölünmez dikkatini verebilir misin? Düşündüklerinin, yaptıklarının yerine, kendinin farkında olabilir misin? Bilinmeyeni sürekli bilinende aramaktan, varsayımlar ve sonuçlardan hareketle yola çıkmaktan vazgeçebilir misin?

Neden Değişemiyoruz? Şikayet Etme Alışkanlığından ve Zihnin Tuzaklarından Kurtulmak!

Resim
Çok zor! Değişmek o kadar kolay bir şey değil. Büyük bir çoğunluk benim gibi düşünüyor zaten. Ben yapamam. Beceremiyorum. Daha önce de denedim olmuyor. Yine vazgeçerim. Hem benim için artık çok geç. Düşününce, ne çok sebep var değil mi? Değişmemek için!

Sahte Kişiliklerin Arkasına Saklanmak: Güvende Hissetmek İçin Kendimizi Törpülemek!

Resim
Bakışların öylesine derin ki, sanki üzerime giydiğim tüm imajlarımı yırtıp atıyor, beni savunmasız, bütün cesaretsizliğimle, korkularımla, zayıflıklarımla, sevgi açlığımla görüyor gibi. Oysa ben…. Ben, kendimi tüm çıplaklığımla ortadaymış gibi hissederek yaşayamam ki. Korkarım böyle olduğumda, Senin beni, sevmeyeceğinden,

Ölümsüzlük İllüzyonu: Gelecek Hayatlarla Kendimizi Avutmayı Bırakıp Anda Kalmak...

Resim
İnanmak istiyorum. Sadece bir bedenden ibaret olmadığıma. Bedenim birgün toprakta çürüyüp yok olsa da, benim sonsuza dek var olacağıma. Ruh ve beden’e başrol verilen, korkularımı azaltan, o muhteşem hikayeye. Ruhun farklı bedenlerle sürekli tekamül edişine.

Geçmişin Tekrarından mı Korkuyoruz? Hayatın Akışıyla Uyumu Yakalama Sanatı!

Resim
Zaman belki hain, acımasız, belki de suçsuz, günahsız. Hepimiz bize yaşattıklarıyla ona bir tanım yüklemeye çalışırken, o akmaya devam ediyor bizim ona yüklemeye çalıştığımız tanımlara karşı son derece umarsız. Hiç durmadan akıp giderken bizi bir şeylerden uzaklaştırdığı gibi, aynı zamanda da bizi yeni bir şeylere doğru yaklaştırmıyor mu?

Kendimizin Hem Ustası Hem Çırağı Olmak: Yalnız Kaldığımızda İçimizde Büyüyen Çınarlar...

Resim
Bazen yalnız kalmak iyi geliyor insana. Herşeyden, herkesten biraz olsun uzaklaşmak. Yalnız olduğu zamanlarda biraz daha büyüyor sanki insan. Zihnindeki geçmişe ait parmak izlerini, yalnız olduğu zamanlarda silebiliyor. Yalnız kaldığında, süresi dolan acılarının, değerlerini nasıl yitirdiklerini, içinde nasıl çürüdüklerini fark edebiliyor.