Geleceğin Kıyısından Dönüyorduk Hep! | İç Dünyamızın Dış Dünyadaki Yansımaları

Yan yana, alınlarını birbirine dayamış iki kişinin yakın çekim siyah-beyaz fotoğrafı.

Kendimiz hakkındaki gerçekleri fark etmek, onları kabullenmek için acaba kaç deneyim bırakmalıyız ardımızda? Kaç farklı tekrar yaşamalıyız, farklı zamanlarda, farklı insanlarla, farklı mekânlarda…

Neden hep aynı gerçeklikleri yaratıp duruyoruz? Niçin hep birbirine benzer ilişkilere tutunuyoruz?

Bizi çevreleyen sonsuz olasılıklar denizinde nasıl oluyor da dönüp dolaşıp hep aynı kıyıya vuruyoruz?
Acaba çevremiz, içinde yaşadığımız toplum ve dünya tarafından bize satılan düşüncelere zihnimizi çok mu koşullandırdık? Yoksa günlük yaşama, dış dünyanın gürültüsüne kendimizi fazla mı kaptırdık?

Zihnimizin fenerinin aydınlattığı o dar yolun dışında karanlıkta kalanları, biz ne zaman, neden yok saymaya başladık? Dış dünyanın, iç dünyamızdan bağımsız, daha gerçek olduğuna ne zaman inandık?

Oysa dışarıda, içeriden bağımsız hiçbir şey yok. Dışarıda ne yaşadığımızı, içeride ne düşündüğümüz belirliyor.

Acaba, sırf zihnimizin bize dayattığı bu dar bakış yüzünden,
Burnumuzun dibine kadar gelen kaç mutlu olabilme şansını ıskaladık?
İçimizde doğma anını bekleyen kaç farklı deneyimin farkına varamadık.
Bugüne kadar, kendimizi ve dünyayı kaç olası gerçeklikten mahrum bıraktık?

Haşim Arıkan

Senin düşüncen nedir? Bununla ilgili...
Düşüncelerini yorumlarda paylaşmayı unutma.

Her Çarşamba saat 20.00'de yayımlanan yeni yazılarda yeniden buluşmak dileğiyle...

Yazar Hakkında:

Haşim Arıkan, insanın kendine doğru yaptığı o en uzun yolculuğu konu edinen bağımsız bir yazar. Bu blogda, kendini tanıma, roller ve otantik benlik üzerine sorgulamalarını, denemelerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Daha yakından tanımak için Hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsin.

Fotoğraf: Unsplash / Zachary Delorenzo

Yorumlar

  1. Birçoğumuz aynı türden hataları yapıyoruz yazık ki. İç dünyamızdaki yalanın birine inanıp dış dünyamızı ihmal ediyoruz. Hayallerimizi yarı yolda bırakıyoruz, ömür geçiyor oysa o sırada. Hayatın sonuna geldiğinde dövdüğümüz dizlerimizi, hayallerimizden vazgeçtiklerimiz ovmuyor hiç, acımasın diye. Yazık ki böyleyiz biz, bile bile, isteye isteye...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu konuda sen ne düşünüyorsun?
Paylaşmak ister misin?

Bu blogdaki popüler yayınlar