Kayıtlar

Haziran, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin.Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin.

Resim
Düşündün mü hiç? Seni her sabah yatağından neyin uyandırdığını? Her gün nereye doğru, neden gitmekte olduğunu? Bu hayatın ne için yaşandığını?  Varlığının evrenin bir yerinde, bir şeyleri hiç değiştirip değiştirmediğini? Adına yaşam denilen bu büyük armağanın sana neden verildiğini? Düşündün mü hiç? Bugüne kadar hangi yolları izledin? Kimlerin yaşamlarına dokundun? Dokunuşlarınla onların hayatında neleri değiştirdin? Sevginle nelerin değerini çoğalttın? Kimlerin seni gördüğünde içi neşeyle doldu? Onlara her zaman sevip, anlamlarını hiç bir zaman değiştirmek istemeyecekleri neleri sen yaşattın? Kimlerin kendilerini açığa vurabilmelerine, gerçekte kim olduklarını anlayabilmelerine sen yardım ettin? Kimler senin mutluluğunu görüp, kendi mutlulukları için cesaretlendi? Kimler senin sayende kalplerindeki gerçek duyguların o muhteşem enerjisini hissetti? Düşündün mü hiç? Varlığınla dünyada nasıl bir fark yarattın? Hangi gerçekliklerin yaratı...

Asla bilemezsin...

Resim
Hiç hesapta yokken, ansızın, bir an da baş verir zihninde bir düşünce! Belki bir kırgınlık, belki bir hayal kırıklığı, belki de bir anlık öfkeyle... Neden, niçin, nasılını tam sorgulamadan bir bakarsın ki tetiği çekmişsin. Kendini o düşünceye teslim etmişsin. Sihirli bir güç, her şeyi kilitler sanki o dönemde!  Ne sana dur, ne yapıyorsun diyen çıkar, ne de sen, adımların bir süre sonra seni geri geri çekse de kendini bu kararından döndürürebilirsin. Zaman akıp geçer... Sen, seni önüne katıp götüren bir akıntının önünde sürüklenirsin. Ne kendini bu akıntıya tam teslim edebilirsin, ne de artık geri dönüp bir şeyleri değiştirebilirsin. Yaşanması gereken ne varsa yaşanır. Hayat en sonunda seni getirip bir noktada bırakır. Zihninde uçuşan Neden? 'lerle başbaşa kalırsın. Neydi seni hiç hesapta yokken bu bulunduğun noktaya sürükleyen şey çözemezsin! Bazı şeyleri kendinden ne kadar uzak zannetsen de, aslında hayattaki her şey zihninde ansızın filizl...

Başkayı görerek başkalaşan zihnimiz...

Resim
Nedense, izleyiciyiz! Sadece seyrediyoruz,dinliyoruz çevremizde yaşananları. Hep dışındayız değil mi sahnede oynanmakta olan oyunun? Bilerek, isteyerek oyunun dışında bırakıyoruz kendimizi. Sadece gözlemliyoruz! Duygularımızı sunuyoruz, retinamıza yansıyıp, beynimizin kıvrımlı kanallarını aşarak zihnimize ulaşan, sahnede yaşanmakta olanlara! Huzursuzluğumuzu, kafa karışıklığımızı hep başkalarının söyledikleriyle bastırmaya çalışıyoruz! Her şey sanki bir alışkanlıktan, aynı yalanın hep birlikte tekrarından ibaretmiş, Hiç kimse esas oglan değil, hepimiz figüranmışız gibi. Acaba yaratıcı olma kapasitemiz, hayattan keyif alma yeteneğimiz, bu yüzden mi azalıyor sürekli? Haşim Arıkan 20 Nisan 2012 Fotoğraf : Unsplash / Alexander Krivitsky

Keşke yaşam diye kendime seçtiğim yol, bir yolumun olmaması olsa!

Resim
Bugün kendim için farklı bir yol seçsem diyorum. Bugün her gün sergilediğim normallik gösterilerimi sergilemek için uğraşmasam. Yani bugün olmam gereken olmasam. Bugün sadece yaşasam. Benim için en iyisi olduğuna karar verdiğim şey yerine, içimden ne geliyorsa bugün ben onu olsam. Kısacası bugün bir şey için yaşamasam. Bugün kendimle uyum içinde kalıp, kendimle barışık olsam. Keşke yaşam diye kendime seçtiğim yol, bir yolumun olmaması olsa. Tek alışkanlığım ise hiç bir alışkanlık edinmemek. Sürekli dünün planlarında pişmiş bayat başarılarlarla dolu bir hayatı yaşamaya çalışmasam. Her zaman mükemmel olmaya çalışmak ne kadar yoruyor insanı! Hayatı hep planladığın gibi yaşamaya çalışmak. Hiç öyle olmadığı halde, öyle olduğunu hayal etmek için sürekli çabalamak. Hayatı yaşamak yerine, sürekli onu analiz etmeye çalışmak ne kadar zor  bir şey. En büyük hatalarımdan biri de bu sanırım. Fark ettim ki, hayat aynı anda hem yaşanıp, hem anlaşılmıyo...

Sen de olmayan neyi ben sana verebilirim ki?

Resim
Bir kaç gündür keyfim pek de yerinde değil.    Biraz olsun rahatlayabilirim umuduyla onunla sohbet için fırsat kolluyorum.    Ara, ara kapısının önünden geçiyorum. Şansıma, ya odasında yok, ya da birileriyle toplantı halinde. En sonunda onu odasında yalnız yakalar yakalamaz kendimi içeriye atıyorum. Yüzüme bakıp da halimi fark edince gülümsüyor sadece ve ilk cümle için susup, sözü bana bırakıyor. “Karmakarışığım bu aralar. Kendimi sanki düşünce bulutlarının içinde kaybolmuş gibi hissediyorum. Kafamın içinde sürekli bir mırıltı, bir faaliyet var. Kendimle ilgili bir sürü cevapsız soru, bir yığın zayıf düşünce sürekli uçuşup duruyor beynimin içinde. Beni bu durumdan kurtaracak bir sırrın varsa lütfen bana söyle.” Gülümsüyor.  “Biliyor musun?    Senin tek bir sorunun var aslında. Kendine bir türlü güvenememen. İhtiyacın olan tüm kendini bilişe her zaman sahipsin. Lütfen kendine sana kendini kanıtlaması için şans ver.    İçinde daha ...

Oyunu oynamayı red edersen oyunun dışında kalırsın...

Resim
Diyorum ki;  Yaşadıklarıma düşüncenin enerjisini karışmadan yaşamayı bir türlü beceremiyorum.  Gülümsüyor.  "Dikkatini düşüncelerinin üzerine değil aralarına ver"  diyor.  "Kalabalıkta yürürken karşına çıkan her insanla kavga etmezsin değil mi? Aralarından yolunu bulur geçersin sadece." 13 Temmuz 2014 Haşim Arıkan