Hangisi Daha Çok Korkutuyor Seni? | Olduğun Gibi Görünmek ve Öz Benlik

 

Yüzünün yarısı ışıkta, yarısı gölgede kalan bir kadının siyah beyaz yakın plan portresi.

Düşündün mü hiç?

Acaba hangisi daha çok korkutuyor seni?

En zayıf yönlerinin başkaları tarafından fark edilmesi mi?
Yoksa olduğun gibi görünmek mi?

Aslında ikisi arasında çok da fark yok değil mi?

İnsan sırf korkuları yüzünden,

Tüm özgünlüğünü, duygusal doğasını, canlılığını,
Bir zırhın altına nasıl da hapsediyor...

Tuhaf olan ise...
Bir taraftan mutlu olmayı, sevilmeyi arzuluyor insan.

Diğer taraftan korkuları yüzünden,
Hissedilmeden, el sürülmeden yaşamak istiyor.
Sevgi ihtiyacını belli etmeden.

Bizi bu noktaya taşıyan ise,
Olduğumuz gibi göründüğümüzde sevilmeyeceğimiz, reddedileceğimiz endişesi.

Yeterince iyi olmadığına inandırıldığımız için,
Alamıyoruz bir türlü gerçekte kim olduğumuzu belli ederek yaşama riskini!

Senin de kendini bilmeye başladığın günden beri,
Zihnine bu düşüncenin tohumları ekilmedi mi?

Hayattaki en önemli görevimizin çoğunluklara uyum sağlamak olduğu,
Kabul görmek istiyorsak önce birbirimize benzememiz gerektiği,
Sana da öğretilmedi mi?

En garip tarafı ise, bu düşünceleri zihnimize yerleştirenlerin kimliği!
Hayatımızı içimizden geldiği gibi yaşamamızı öğütleyenlerle,
Kendimiz olmamızı engelleyenler,
Aslında aynı kişiler değil mi?

Peki hayatı böyle korkak ve kaçak yaşamak çözüyor mu her şeyi?

Olması gerektiği gibi olduğunda incinmiyor mu hiç insanın duyguları, öz benliği?

Nasıl bir hayatımız olurdu acaba?
Risk almadan var olmanın,
Aslında hayatı yaşayamama riski almak olduğunu görebilsek…

Hayatı masanın altında, kendimizi sakınarak yaşamak yerine,
Pencerenin önüne dikilip payımıza düşenleri kabullenerek yaşamayı denesek...

Duygu doğamıza, öz benliğimize saygı duyarak,
Onları incitmeden yaşamayı seçsek…

Güven duygusuna, belli sonuçlara ihtiyaç duymadan yaşayabilsek…

İncinsek, yaralansak…
Yanılsak, yanlış yapsak…
Reddedilsek…

Bütün bunları hayatın doğal bir ritmi olarak kabul edebilsek…
Ve her seferinde tekrar deneyebilsek…
Yine, yeniden sevebilsek…
Öz benliğimize rahat nefesler aldırabilsek…

Fark edebilir miyiz acaba?

Bir gün hayatımıza dönüp baktığımızda,
Yaptıklarımızdan daha çok, yapmadıklarımız için pişmanlık hissedeceğimizi…

Kaçtığımızı sandıklarımızdan aslında kaçamadığımızı,
Onların her seferinde farklı maskeler takarak bize sürekli geri geldiğini…

Bu şekilde yaşayarak aslında sadece kendimizi kendimizden mahrum bıraktığımızı…
Hayata zihnimizdeki düşüncelerin gölgesinden bakmadığımızda…
Aslında ne çok şey deneyimleyip keşfettiğimizi…

Ön yargılarımızdan, yanlı tutumlarımızdan kurtulduğumuzda,

Hayatımızın nasıl olağanüstü derecede ilginç ve canlı hale geldiğini…

Bir gün fark edebilir miyiz acaba?

Haşim Arıkan

Senin düşüncen nedir? Bununla ilgili...
Düşüncelerini yorumlarda paylaşmayı unutma.

Her Çarşamba saat 20.00'de yayımlanan yeni yazılarda yeniden buluşmak dileğiyle...

Yazar Hakkında:

Haşim Arıkan, insanın kendine doğru yaptığı o en uzun yolculuğu konu edinen bağımsız bir yazar. Bu blogda, kendini tanıma, roller ve otantik benlik üzerine sorgulamalarını, denemelerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Daha yakından tanımak için Hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsin.

Fotoğraf: Pexels / Александра Кумелан

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar