Kendi Zincirlerimizin Özgürlüğü | Seçtiğimiz Sınırlar ve Suskunluğun Bedeli

Koyu kürklü siyah bir kaban içinde, yüzü soluk ve gözleri kapalı, kollarını göğsüne kavuşturmuş bir kişinin karanlık fonda çekilmiş portresi.

Mutlu değiliz!

Çünkü hayat olmasını istediğimiz gibi değil!
Olduğu gibi.
Hayatın kendi planı varken,
Bizim de hayata dair kendi planımız olsun istiyoruz.
Sırf bu yüzden, bugünümüzü feda edip sürekli "başka günleri" bekliyoruz.

Yaşayamıyoruz hayatı!

Hiçbir anın içinde tam olarak yokuz.
Zihnimiz hep bir sonraki sahnenin telaşında.
Ya yaşadığımız anın ötesindeyiz,
Ya da geçmişin gölgesinden çıkamıyoruz.
Geçmişi içimize sindiremediğimiz için yeni bir geleceğe de adım atamıyoruz.

İsyan ediyoruz!

Sınırları kendimiz çiziyor,
Sonra o sınırlara sığamıyoruz.
Ne gerçeğimizle barışabiliyoruz,
Ne de gerçeğimizi değiştirmeye cesaret edebiliyoruz.
Ne hayat durup bizi bekliyor ne de biz akıp giden zamana yetişebiliyoruz.

Yorgunuz!

Çünkü göründüğümüz kişi değiliz,
Ruhumuz taşımaktan usandığı maskelerle dolu.
Sevilmek için sadece doğal olmak yeterliyken,
Oyuncuyuz hepimiz, birbirimize sürekli rol yapıyoruz.
Maskenin ardında duranı, o maske çıkmadan tanıyabilmek için hem karşımızdakini yoruyor, hem kendimizi tüketiyoruz.
Sevilmek için çabaladıkça sevmekten daha çok uzaklaşıyoruz.

Suçluyuz!

En çok da kendimize karşı.
Çünkü sessiz kalıyoruz.
Suskunluğumuzda boğulduğumuzu fark edemiyoruz!
Yutkunup da söyleyemediklerimizin, aslında özgürlüğümüzün anahtarı olabileceğini hiç düşünmüyoruz.
Ertelenen sözler ve yarım kalan duygularla, her gün kendi yükümüzü biraz daha ağırlaştırıyoruz.

Özgür değiliz.

Bir başınayız hayatta!

Hepimiz kendimize kazanıp, kendimize kaybediyoruz.
Kendimizi yanımıza almadan kendimizden başka hiçbir yere gidemiyoruz.

Bir yandan çekip gitmek istiyor ama aynı zamanda olduğumuz yere kök salıyoruz.

Özgürlüğün her istediğimizi yapmak mı, yoksa istemediklerimize "hayır" diyebilmek mi olduğunu bir türlü çözemiyoruz?

Sadece, kendi ellerimizle seçtiğimiz zincirlerin adını "özgürlük" koyuyoruz.

Haşim Arıkan

Senin düşüncen nedir? Bununla ilgili...
Düşüncelerini yorumlarda paylaşmayı unutma.

Her Çarşamba saat 20.00'de yayımlanan yeni yazılarda yeniden buluşmak dileğiyle...

Yazar Hakkında:

Haşim Arıkan, insanın kendine doğru yaptığı o en uzun yolculuğu konu edinen bağımsız bir yazar. Bu blogda, kendini tanıma, roller ve otantik benlik üzerine sorgulamalarını, denemelerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Daha yakından tanımak için Hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsin.

Fotoğraf: Unsplash / David Todd Mccarty

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar