Bekleme Odasında | Öğrenilmiş Çaresizlikten Sıyrılıp Olanla Yüzleşmek!
Zor değil mi?
Kendini anlayabilmek için dünyayı unutabilmek… Zihnin gizli odalarını, saklı güdülerini, karmaşık mirasını keşfedip zihni fethetmek. Kısıtlamasız, dirençsiz ve korkusuz bir yaşam sürebilmek… Kendini dünsüz, yarınsız, sonsuz deneyimlerin kollarına bırakabilmek! İçinde hiçbir zorlama hissi, olamama, kazanamama veya ulaşamama korkusu duymadan yaşamın akışına karışabilmek; onunla bütünleşip anlattıklarını keyifle dinleyebilmek…
Kolay değil mi?
Dünyaya dahil olabilmek için kendini unutabilmek… Duygular, düşünceler, arzular, korkular ve beklentilerden oluşan bir bulut kümesinin içine gömülüp gerçekleri görmeden yaşamak. Hatıraları sürekli zihinde biriktirmek… Her şeyi düne dair deneyimlerle renklendirip zihnin sana sunduğu dar sınırlar kadarını görmek!
Bildik acıları, henüz yaşanmamış mutluluklara tercih etmek… Öğrenilmiş bir çaresizlikle hayattan sürekli şikayet edip, kendini seni mutlu etmeye adamadığı için ona öfkelenmek…
Kolay değil mi? Olması gerekeni sadece hayal edip bir bekleme odasında onun gerçekleşmesini beklemek… Ve o odada heba edilen süreye “yaşam” adını vermek.
Peki ya zor olan?
Olanla yüzleşebilmek… Düşünsel özgürlüğünü her koşulda koruyabilmek… Keşfedilmiş bir anlamın gölgesinde yaşamak yerine; kendi başına bir anlama sahip, özgür ve özgün bir hayat sürebilmek…
Haşim Arıkan
Senin düşüncen nedir? Bununla ilgili...
Düşüncelerini yorumlarda paylaşmayı unutma.
Her Çarşamba saat 20.00'de yayımlanan yeni yazılarda yeniden buluşmak dileğiyle...
Yazar Hakkında:
Haşim Arıkan, insanın kendine doğru yaptığı o en uzun yolculuğu konu edinen bağımsız bir yazar. Bu blogda, kendini tanıma, roller ve otantik benlik üzerine sorgulamalarını, denemelerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Daha yakından tanımak için Hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsin.
Fotoğraf: Unsplash / Yunshuo Qu

Yorumlar
Yorum Gönder
Bu konuda sen ne düşünüyorsun?
Paylaşmak ister misin?