Çekildiğinde it, itildiğinde çek, uyumu yakala onunla hareket et, zihnini aradan çek sadece hisset...


Zaman belki hain, acımasız, belki de suçsuz, günahsız.
Hepimiz bize yaşattıklarıyla ona bir tanım yüklemeye çalışırken, o akmaya devam ediyor bizim ona yüklemeye çalıştığımız tanımlara karşı son derece umarsız.

Hiç durmadan akıp giderken bizi bir şeylerden uzaklaştırdığı gibi, aynı zamanda da bizi yeni bir şeylere doğru yaklaştırmıyor mu?
Neden acaba bizi yaklaştıklarından çok, uzaklaştıklarımız da hep aklımız?
Yeniyi yaratmak yerine neden hep eskiyle savaşıyoruz?
Neden düşlemek için önce görmek istiyoruz?
Düşlemek için önce görmek mi, yoksa görmek için önce düşlemek mi gerekiyor?

Acaba geçmiş mi geleceğe yol gösteriyor, yoksa gelecek mi geçmişi aydınlatıyor?

Geçmiş bizi nereye kadar takip ediyor?
Bizim onunla işimiz bittiğinde, onun da bizimle işi bitiyor mu?
Geçmiş bizi artık rahatsız etmiyor mu?
Geçmişteki olduğumuz kişiden yakamızı acaba ne zaman kurtarabiliyoruz?
Onun yüzünden kendimizi ne zaman cezalandırmaktan vazgeçiyoruz?

Acaba en çok hangisinden korkuyoruz?
Hiç bir şeyin bir daha geçmişteki gibi olamayacağından mı, yoksa herşeyin geçmişin bir tekrarı olmasından mı?

07 Eylül 2008
Haşim Arıkan

Fotograf: Gerard Butler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bu dünyaya asla öylesine gelmedin.Ve bir gün asla öylesine veda edip gitmeyeceksin.

Keşke yaşam diye kendime seçtiğim yol, bir yolumun olmaması olsa!

Başkayı görerek başkalaşan zihnimiz...