Aşkı Anıların Hapishanesinden Kurtarmak | İlişkilerde Dünün Gölgeleri ve Çatışmalar!
Ne tuhaf, değil mi?
İkimiz de birbirimizi zihnimize kaydetmeden duramıyoruz. Vazgeçemiyoruz anıları biriktirmekten; hazlarımızı, tartışmalarımızı, neşemizi, üzüntülerimizi tek tek zihnin odalarına istifliyoruz. Zamanla birbirimiz hakkında ne çok imge yığıyoruz hafızamıza…
Sonrası mı?
Kendimizi o imgelerin esaretinden bir türlü kurtaramıyoruz. Yeni başlayacak olanı geçmişin gölgesiyle karşılıyor, şu an yaşananı dünde kalanlarla kıyaslıyoruz. Sürekli bölünüyor, çatışıyoruz. Kendisi zaten son derece narin olan aşkı yoruyor, yıpratıyoruz. Doğallığıyla akacak olana engel koyuyor; kısıtlıyor, kırıyor, yaralıyoruz.
Neden aşkı düşüncenin ve hafızanın dar yörüngesine oturtmaya bu kadar meraklıyız? Neden düşüncelerin bağlarından kurtarıp onu özgür bırakamıyoruz? Aşkın anlamını neden onu “yaşarken” veremiyoruz?
Neden hiç eksilmeyen, hiçbir geçmişe borcu olmayan yalın bir özgürlük gibi yaşayamıyoruz biz aşkı?
Haşim Arıkan
Senin düşüncen nedir? Bununla ilgili...
Düşüncelerini yorumlarda paylaşmayı unutma.
Her Çarşamba saat 20.00'de yayımlanan yeni yazılarda yeniden buluşmak dileğiyle...
Yazar Hakkında:
Haşim Arıkan, insanın kendine doğru yaptığı o en uzun yolculuğu konu edinen bağımsız bir yazar. Bu blogda, kendini tanıma, roller ve otantik benlik üzerine sorgulamalarını, denemelerini ve düşüncelerini paylaşıyor. Daha yakından tanımak için Hakkımda sayfasını ziyaret edebilirsin.
Fotoğraf: Unsplash / Tony Frost

Kalemine sağlık üstad, çok güzel bir noktaya değinmişsin, tamda bu sıralar bu düşünceler içerisindeydim, bu yazıyı görmem isabetli oldu.Bundan sonra buranın takipçisiyim, iyi çalışmalar :)
YanıtlaSil